SPOR SALONUNA GİTMEMEK İÇİN 8 MANTIKLI SEBEP

Takıntıdır ya, spor yapın, spor salonunu ikinci ev belleyin, spor eğitmeninizi sevin, spor yapmayı ihmal etmeyin der dururuz. Lakin bazen öyle durumlarda olur ki insan, salona gelmese daha iyidir. Hani deriz ya bazı şeyleri olmuyorsa zorlamamak lazım diye… Belki bugünün cardiosunu es geçmelisiniz, belki pilates dersinizi ekmelisiniz . Belki bugün spor yerine başka bir yol seçmelisiniz. Bugünkü konumuz bu işte; hangi durumlarda spor salonunu es geçip B planınızı uygulamalısınız?

1.HAPŞU! ÇOK YAŞA!

Grip oluğunuzu, şakır şakır burnunuzun aktığını, üstelik de ateşiniz olduğunu varsayalım. Bilindiği üzere kapalı ortamlar hastalıkların en çok yayıldığı yerlerdendir. Spor salonları da bana göre en az belediye otobüslerinin tutacakları gibi mikrop saçan yerlerdir. Salon sahipleri salonlarını temiz tutsalar dahi, spor yapan bazı kişilerde spor kültürü olmadığı için -havlu kullanmayana mı çatarsın, dışarıda giydiği ayakkabıyı salona sokana mı?- spor salonları eninde sonunda kirlidir ve bir anda salona doluşan bir dolu kişi sayesinde çoğunlukla havasızdırlar da. Böyle bir ortamda antrenman yapmaya çalışmak hem zaten hastalıkla mücadele eden ve bağışıklığı yerlerde olan hasta kişi için problemlidir, hem de hastalığı diğer insanlara bulaştırma riski taşıdığından ihmalkarlıktır da. Bu yüzden mümkünse hasta olduğunuzda evinizde sıcacık bir çay, battaniye ve güzel bir film eşliğinde dinlenin. Salon bir yere gitmiyor, iyileşince gidersiniz.

2.YÜRÜYEMİYORUMMM!

Klasiktir, bin yıldır antrenman yapsanız bile, kaldırdığınız ağırlığı bir kilo arttırın, hiç yapmadığınız yeni bir hareketi programa dahil edin, hiç bilmediğiniz bir grup dersine girin ya da salonda fazladan 20 dakika daha kalın, kas ağrısı kaçınılmazdır. Kas ağrısı, doğru beslendiğiniz ve doğru dinlendiğiniz zaman bir artı değer kabul edilir; zira kas kütleniz böyle böyle artacaktır. Lakin ağrınız akut bir ağrıysa, eklemlerinizde ya da omurganızda bir yerler sinyal veriyorsa ya da klozete bile oturamayacak kadar feci durumdaysanız salona gitmeyin. Unutmayın dinlenme süreci de antrenmanın bir parçası. Bırakın bir iyileşme süreciniz olsun.

3.ÇOK UYKUM VARRR!

Antrenman yapmak her ne kadar ekstra enerji verse de dört saatlik bir uykuyla gidilen antrenmandan öyle süper mega sonuçlar beklemek de biraz safça. Zaten yorgun bir bünyeyi kardiyo yaparak hepten hırpaladığınızı düşünün. Onun yerine saati normalde kalkmanız gereken saate kurun yatın. Ertesi gün dinç bir şekilde gidersiniz spor salonuna, ne olacak?

4.ANNE OLUYORUMMM!

Hamilelik özel bir durumdur. Her ne kadar karnı burnunda hala Crossfit yapan ünlü sporcuları görsek de ben kendi adıma hamilelikte hafif, düzenli ve hamileliğe uygun egzersizlerin yapılması kanaatindeyim. Hamile yogası var, hamile pilatesi var, hamilelik sürecini kolaylaştıracak nefes çalışmaları var. Bu tip hafif ve hamileliği rahatlatacak egzersizlere yönelin. Risk almayın.

5.KANKAM GELMİŞ!

Egzersiz yapmak önemlidir; ama insanın arkadaşları da çok önemlidir.  Mucize kombinasyon en sevdiğiniz arkadaşınızla aynı spor salonunda, birbirini destekleyen insanlar olabilmek. Lakin düşünün ki, en sevdiğiniz arkadaşınızla kader sizi ayırmış, arada bir görüşüyorsunuz ve tesadüfe bakın geldiği gün de en sevdiğiniz grup dersi var. Lütfen ekin o dersi! Bunu söylediğim için gökten taş yağabilir; ama vallahi ekin o dersi! Hayatta bazı güzel insanlar, güzel anlar var, ayda yılda bir edinebildiğiniz. Bırakın salonu yarına, kankanıza koşun derim.

6.BERBAT HİSSEDİYORUM!

Vücudumuzun bizim bilinç düzeyimizin dışında kendine ait bir aklı var bence. Hastalanacaksanız, bir şeyler kötüye gidecekse, bir yerlerinizde hafif hafif de olsa bir rahatsızlık hissediyorsanız, o olumsuzluk bir yerden patlar. Antrenmana bu hislerle gittiğinizde ya kendinizi sakatlar ya hastalanır ya da birilerini kırabilirsiniz. Bu şekilde zorlamaktansa, hiç zorlamayın, gitmeyin o salona. Yarın daha iyi hissedersiniz, yarın gidersiniz.

7.ÇOK AÇIM!

Belki zayıflamaya çalışıyorsunuz, belki az yemek size makul bir yol görünüyor. Lakin spor yapıyorsanız belli oranda beslenmeniz gerekmektedir. Antrenman öncesinde size antrenmanı çıkartacak yakıtı edinmeniz gerekir. Antrenman sonunda da kaybettiğiniz bir kısım vitamin ve mineralleri geri kazanmanız… Çok aç salona gittiğinizde, boş mide ile antrenman yapmaya çalıştığınızda insülin seviyenizde ciddi değişimler söz konusu olacaktır. Haliniz olmayacaktır, başınız dönecektir ve o antrenman aslında verimsiz olacaktır. Hiçbir şey yemeden antrenmana girmeyi planlıyorsanız, en azından bir adet muz yiyin, antrenman öyle girin. Yok yemeyeceğim diyorsanız, lütfen evinize gidin.

8.TEMİZ KIYAFETİM YOK!

Ayh bu en beteri bence… ki gayet mantıklı bir salona gitmeme sebebi. Çok çok tembel olduğunuzu, bir türlü çamaşır işini halledemediğinizi düşünelim. Yırtık pırtık da olsa temiz, güzel kokan bir adet tişörtünüz yok. Önceden giyilmişi de kirli sepetinden çekip çıkaramazsınız. Böyle bir durumda gelmeyin salona, çamaşırları halledin o vakitte. Yaz geldi, yarına kururlar, siz de yarın salonunuza misler gibi gidersiniz.

Buddha demiş ki neye saplantılı şekilde yapışırsanız onu kaybedersiniz, bırakın her şey olması gerektiği gibi, olması gerektiği şekilde gerçekleşsin. Hislerinize güvenin, bedeninize güvenin. Bir yerde olmak, bir şeyleri yapmak içinize siniyorsa orada olup, onu yapmak lazım. Yok değilse, şimdilik erteleyin, oturup bir kendinizi dinleyin, yapabilirseniz yarın diye bir seçenek var. Olmuyorsa da zorlamayın. Sevgiler.