GÜZELLİĞİNİZİ ALIP UZAKLARA GÖTÜRECEK 7 SİNSİ GYM ALIŞKANLIĞI

Spor salonuna gitmek gibisi yoktur. Karar veririz, başlarız tam gaz, süreçte de misler gibi olmayı hedefleriz.  Düzenli egzersiz ve doğru beslenme kombosunu tutturursak, varsa kilolarımız gitmeye başlar, yoksa kas kütlemiz artar ve böylece süreçte aynaya her baktığımızda gördüğümüz görüntüden daha mutlu olmaya başlarız. Ama gym alışkanlıklarımız içinde bazıları vardır ki, dış görüntümüzü düzeltmek için değil de var olanı mahvetmek için orada sinsice bekler. Siz doğru olanı yaptığınızı sanırken, aslında bu sinsi alışkanlıklar yüzünden günden güne görüntünüz kötüleşmeye başlar. Peki nedir bu alışkanlıklar? 7 maddede ben yazdım, siz okuyun.

1.LASTİK TOKALAR

Hala standart elastik bantları mı kullanıyorsunuz? Hani şu saçı topladıkça süreçte saçta kocaman bir toka izi bırakan lastiklerden? Ya da saçları gerim gerim geren ince sıkı bantlardan? Antrenman yaparken açık saçla dolaşmak  tüm ter, kir, pasın içinde zordur. E, tokalar da bela. Benim önerim saçınız kısaysa sırf spor için önerilen profesyonel yumuşak saç bantlarına yönelmeniz. Ve eğer saçınızı toplamanız/ örmeniz gerekliyse de yine aynı profesyonel lastiklere yönelebilirsiniz.

2.DUŞ MERAKI

Antrenmanınız biter bitmez kendinizi duşa mı atıyorsunuz? Bence bu alışkanlığınızı bir gözden geçirin. Antrenman sonrası şampuan ile karşılaşan saçlar hem sağlığını hem de parlaklığını kaybeder ve saçlarınız süreçte kurumaya başlar. Bunun yerine, saçtaki nemi kurutucu vasıtasıyla saçtan uzaklaştırın. Saçınızı tarayın ve yumuşak bir şekilde toplayın. Saçınızı yıkamayı da gün içindeki herhangi bir zamana bırakın. Terleyip kurumuş saçlarla dışarı çıkmak size iğrenç gelebilir belki; ama saçın doğal yağı, şampuana kıyasla daha faydalıdır.

3.MAKYAJ SORUNU

İşten çıktığınız gibi spor salonuna gelebilirsiniz. Ya da  yarım saat evvelki bir doğum günü partisinde yediğiniz pastayı eritmek adına koşu bandına çıkmak amacıyla da salona uğramış olabilirsiniz. Ama lütfen, antrenmana başlamadan evvel  yüzünüzdeki makyajı silin. Zira makyaj iyidir, hoştur ama spor esnasında nefes alması gereken cildinizin pudralar, fondötenler, allıklar yüzünden nefes alamayacak olması büyük bir sıkıntıdır. Bu sebeple mümkünse salona geldiğinizde ilkin yüzünüzdeki makyajı çıkarın, ardından antrenmana başlayın ki akne, sivilce, siyah noktalar gibi dertlerle uğraşmayasınız.

4.RAKUN SENDROMU

Haydi diyelim ki, siz de benim gibisiniz. 3. maddeyi okuyup; ama ben bunu yapamam, az da olsa yüzüme gözüme bir şey süreyim, en azından bir rimel olsun ayol diyen kadınlardansanız, yapacağınız en iyi şey suya dayanıklı, kaliteli bir maskara almak. Uyduruk bir maskara ile koşu bandı üzerinde çılgınlar gibi terlediğinizi düşünün, göz altlarınız dalga dalga yayılan siyah halkaları, gitgide rakuna benzemeye başladığınızı ve halen göz kontağı kurarak insanlarla selamlaşmaya devam ettiğinizi. Salonlarda herkes herkese ufak ufak takma adlar takar. Sizin takma adınızı maskaranız takmasın derim.

5.KREMLER

Antrenman sonrası yüzümüz bir domatesten bile daha kırmızı olur. Neden? Çünkü antrenman sonunda yüzümüzde kan dolaşımı hızlanmış, antrenmana bağlı olarak cildimizdeki gözenekler açılmıştır. Bu sebeple kremlenmek için aslında ideal zaman tam da bu zamandır. Egzersiz sonrası bırakın cildiniz bir iki dakika kendine gelsin, ondan sonra kremlenin.

6.HAVLU SORUNU

Salona havlu getirmek adettendir; lakin havlular hem antrenman esnasında ıslandıkları için, hem de antrenman boyunca, makinelere, koşu bantlarına asıldıkları, sehpalara  ve matlara bırakıldıkları için  bakteri yuvası haline gelirler. Bu tip bir havlu ile saçınızı yüzünüzü ya da cildinizin herhangi bir bölgesini kurulamak cildinizde çeşitli sorunlara sebep olacaktır. Bu yüzden havlunuzu mümkünse egzersizler arasında sağa sola bırakmamaya çalışın ve her antrenmana temiz bir havlu ile gelin.

7.GYM GİYSİLERİ

Bunu söylemek aslında biraz garip gelse de lütfen her antrenmana temiz kıyafetlerle gelin. Biliyorum o spor taytları, o atletler ve sporcu sütyenleri pahalı ekipmanlar ve belki de her gün yıkanması uygun şeyler olarak gelmiyor size. Lakin havlu sorununda olduğu gibi, kimse terleyip kurumuş bir şeyi tekrar giymek istemez. Ve kimse bu şekilde bir hijyen algısı olan birinin yakınında antrenman yapmak da istemez. Çok pahalı takımlar giymeyin, penye taytlar, yırtık pırtık tişötler giyin; ama bir gün evvel antrenman yaptığınız taytı tişörtü ertesi gün tekrar giymeyin.

Ne garip değil mi? Güzelleşmek adına gittiğimiz salonlarda gösterdiğimiz, alışkanlık haline getirdiğimiz bazı davranışların var olanı da alıp götürmesi. Hep olduğu gibi küçük detaylar, süreklilik arz ettiğinde tehlikeli olmaya da başlıyor. Çok değil, biraz özen gösterin. Vücudunuzu güzelleştirmek adına saçınızı, cildinizi, gençliğinizi kaybetmeyin. Sevgiler.