Bazı Aşklar Spor Salonunda Başlar

Bugün size düz insanı anlatmayacağım. Zira düz insan okula gider, ders çalışır. Sinemaya gider, mısır yemez. Dans kursuna gider, arkadaş edinmez. Spor salonuna gider, sosyalleşmez. CrossFit’te şansını dener ama o kadar kaslı maslı, fit adamın arasından eli boş döner. Düz insan olmak kader değil, değişebilirsiniz. Bununla beraber spor salonları da tipik sevgili edinme yerleri değildir. Ama neden olmasındır? Sizinle en kötü ihtimalde, bir tane bile olsa ortak zevki cebe attığınız biriyle olamaz mı yani? İçgüdüsel olarak da insan fiziksel olarak artısı olana çekimlenmiyor mu zaten? Sizin için doğru adamın şu an salona yeni başlamış birine ”Bench press önemli bench press, bir de squat” diyerekten atıp tutmadığını kim bilebilir? Ayh ben yapamam, beceremem mi diyorsun? O zaman bilakis bu yazıyı sen okuyorsun…

shutterstock_299537066

İLK İZLENİMLER
Büyük aşklar büyük nefretlerle başlar denir; ama bence aşkın büyüklüğünden öte istikrarına gönderme yapan sihirli kelime ”pozitif ilk izlenimler”dir. Hayata dair ne yaşanırsa yaşansın, alışkanlıklar ve istikrar söz konusu olduğunda bazı insanlar iyi olanı değil, kötü olanı hatırlamaya eğilimlidir. Bu sebeple kötü anı, eninde sonunda sevimsizdir. Bir romantik filmdeyseniz ilk yoga sınıfınızda yere kapaklanıp, potansiyel sevgilinizin size kahkahalarla gülmesi sevimli gelse de, realitede ”Emily, ilk yoga dersine katıldı ve çok başarılı, Emily gibi ol” kalıbı daha çok motive edicidir. Dolayısıyla potansiyel sevgilinizle karşılaştığınız her ortamda, sevimli biri olmuş olma olasılığınız ilişkinizin gidişatı açısından vicdanınızı rahat ettiren bir dinamik olarak varlığını sürdürecektir.

ALT YAPI HAZIRLAMAK
Misal birini beğendiniz ve otomatikman o tarafa doğru istemsizce çekimleniyorsunuz. Durun, silkelenin ve bir kendinize gelin ayol. Sakin sakin plan yapmamız lazım. Çaktırmadan takip edin, baktınız yoga sınıfında, gidin yoga derslerine katılın, baktınız ağırlık çalışıyor, antrenörünüzden yardım alıp, ağırlık çalışmaya başlayın. Baktınız spinning sınıfında, yerleşin gözünün görebileceği bir yere. Çok da coşup girdiği her derse gidip, çıkışta arabayla takip etmeyin tabi ki… Ve en önemlisi sohbet edebileceğiniz bir ortamı yaratmaya çalışın. Sabırlı olun, kolay lokma olmayın, bekleyin bir iki hafta sohbet etsin. Eğer gerçekten işler yolunda giderse, karşılığında adım atacaktır.

DOĞRU SINIF SEÇİMİ
Sürekli pilates sınıflarında mı vakit geçiriyorsunuz, peryodik olarak zumba mı yapıyorsunuz? Sonra da ”Allahım ben niye yalnızım?” diyerekten için için ağlıyor musunuz? E, tabi ağlarsınız… O sınıflarda kadından bol ne var ayol?! O zaman ne yapıyoruz, azıcık ağırlık çalışılan alana sızıyoruz. Ha baktınız oradaki beyler tipiniz mi değil. CrossFit ne diye var? Maksimum kas, minimum ”başka taliplerime şans vereyim” kafası. Belki müstakbel eşiniz şu an Box’dan düşüyordur, koşun yakalayın…

shutterstock_15930187

KIRMIZININ GÜCÜ
Yapılan bir araştırmaya göre spor salonlarında dikkat çekmeye çalışan erkeklerin kırmızı giydikleri saptanmış. Bunu bilir de mi giyer bazısı, bilemiyorum ama kırmızı gerçekten dikkat çekici bir renk. Fitness sektörü de biz kadınlar güzel görünelim diye yanıp tutuşan bir sektör. E madem durum böyle, taytları bilemem ama, kırmızı sporcu atletleri, kırmızı ayakkabılar ve aklınıza gelebilecek her türden kırmızı mini mini detay olur bence.

GÜVEN MESELESİ
Erkeklerin en çekici bulduğu kadınlar kendine güvenen, kocaman bir gülümsemesi olan ve nasıl bir biçimde ve boyutta olursa olsun, sahip olduğu bedende mutlu olan kadınlardır. Bedenini seven kadın zor bulunur. Hele ki, spor salonuna uzun süre gidip de kendisinde kusur bulamayan insanın nadir olduğunu düşünürsek… İdeal kiloda olmak, doğru formda egzersiz yapmak ve kendine ait artıları sergileyebilmek spor salonunda sizi öne çıkarır. Doğru kıyafetler, hafif bir dudak parlatıcı ve biraz rimelin de katkısı büyüktür. Tersi durumu anlatmama gerek yok sanırım.

GÖZ KONTAĞI
Beden dilinin en önemli dinamiklerinden biri göz kontağıdır. Göz kontağı kurmak ve bunu koca bir gülümsemeyle taçlandırmak beğendiğiniz kişiyle aranızda kurmaya çalıştığınız bağı destekleyecek detaylardandır. Ama fakat lakin, yeşil çay iyidir diyip, günde 2 çaydanlık yeşil çay içenler gibi olmayıp, göz kontağını, stalkerlık dediğimiz tacizcilikten de ayırmak lazım. Ve ek ipucu, vıcık vıcık terliyken de o göz kontağından maksimum kaçının.

ÇABA GÖSTERMEK
Diyelim ki müthiş sevimli bir antrenörünüz var, yüksekten uçmaya karar verdiniz ve dediniz ki tamamdır bunu alayım ben… Güzel güzel de çalıştırıyor sizi adamcağız, işi bu, ki spor işinde çoğu insan işini severek yapıyor. Sonuçta size bireysel olarak ayırdığı bir zaman var. Ama bu zamanı flört ederek geçirirseniz, hem o insanın zamanını çalacaksınız, hem de saygısız görüneceksiniz. Bunun yerine antrenmanın hakkını verin, antrenörünüzce desteklenin, saygısını kazanın ve sonucunda daha olumlu bir dialogunuz olsun.

O kişiyi aramak zor iştir. Arayanın her zaman aradığını bulacağıyla ilgili rasyonel bir zorunluluk da yoktur. Kader kısmet der ya büyükler, hakikaten biraz akıl fikir biraz da şans işi doğru insanla karşılaşma mevzusu. Doğru yer/doğru zaman formülü vardır, genelde işler. Doğru zamanı kestiremeyebiliriz belki; lakin doğru yer konusunda seçici olabiliriz. Dolayısıyla spor yapmak sizin için geçici bir heves değilse, salona gitmekten zevk alanlardansanız, sevdiceğim de benim gibi spor yapmayı seven biri olsun diyorsanız, aradığınız insan spor salonunun bir yerlerinde olabilir. Salonun sağına soluna bir bakın. Sevgiyle kalın.